|
NANOBİYOTEKNOLOJİ
Nanoteknolojinin
Tarihi ve Gelişimi
Nanoteknoloji
kavramını ilk defa dile getiren Amerika Birleşik
Devletleri’nden Eric Drexler'dir. Nanoteknoloji üzerine
yoğunlaşan Foresight Enstitüsü'nün kurucusu olan
Drexler, MIT laboratuarındaki çalışmaları sırasında,
biyolojik sistemlerden esinlenerek, moleküler makineler
yapılabileceğini önermiştir. Böylece, nanoteknoloji
kavramı ortaya çıkmıştır.
(www.turk-bilim.com)
Nanoteknoloji
vizyonunun ortaya çıkısını, 1959 yılında fizikçi Richard
Feynman’ın malzeme ve cihazların moleküler boyutlarda
üretilmesi ile başarılabilecekler üzerine yapmış olduğu
“There's Plenty of Room at the Bottom” başlıklı ünlü
konuşmasına kadar dayandırabiliriz. Nanoteknolojinin
önemini “2000'li yıllarda insanlar geriye dönüp
baktıklarında neden 1960'lara kadar bu konu ile ilgili
ciddi çalışmaların başlamadığını merak edecekler”
sözleriyle açıklayan Feynman, minyatürize edilmiş
enstrümanlar ile nanoyapıların ölçülebileceği
ve yeni
amaçlar doğrultusunda kullanılabileceğinin altını
çizmiştir. Feynman’ın başlattığı bu akım, günümüze kadar
müthiş bir hız ve bilgi birikimi ile devam etmiştir. Bu
gelişmeleri 2000 yılında Amerikan Ulusal Nanoteknoloji
Gurubu kurulmuş ve nanoteknolojiye verilen maddi destek
2005 yılında milyar dolara yaklaşmıştır. 2000 yılında
Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri Biyomühendislik
Konsorsiyumu “Nanobilim ve Nanoteknoloji: Biyomedikal
araştırmaların şekillendirilmesi” başlığı ile
yapılmıştır. Bu konsorsiyumun en önemli faydası
nanoteknolojinin tıp ve biyolojideki kullanım
alanlarının daha iyi anlaşılması olmuştur.

Nanoteknoloji;
savunma, ulaşım, cevre, iletişim, kimyasallar, tüketici
ürünleri alanlarında ve en fazla olarak da biyomedikal
ve tıp alanında kullanılmaktadır. Biyomedikal ve tıp
alanlarında kullanılan nanobiyoteknoloji ise,
yapıtaşları olarak biyolojik malzemeleri kullanan,
nanoteknolojinin bir alt dalıdır.
|